P2P Yasal Mı? P2P Piyasalarında Suç Varlığı ve Güncel Soruşturmalar
GİRİŞ
Son yıllarda Türkiye’de kripto varlık hizmet sağlayıcılarına (KVHS) ve piyasalarına yönelik düzenlemeler hız kazanırken, buna paralel olarak ceza soruşturmalarında P2P (Peer-to-Peer / Eşler Arası) USDT satıcılarının suça iştirak veya suç gelirini aklama suçlamasıyla karşı karşıya kalması giderek yaygınlaşan bir sorun haline gelmiştir.
Açık pazar piyasa işlemleri, merchant (satıcı) ünvanını alan cüzdan sahibi kullanıcıların, piyasa anlık değerine paralel belirledikleri fiyat baremlerinden, uygun bulunan birim fiyattan tether/coin alıp cüzdanlarına koyup, düşük yüzde kâr belirlemesi yapıp para ederinin üstüne ekleyerek ilan açmalarından ve ilanda belirtilen fiyat ve miktarlardan tether/coin almayı talep eden diğer kullanıcılar arasındaki yüksek ritmde alış-satış döngülerinden ibarettir ve bu döngü günlük bazda bir kullanıcının en az onlarca işlem yapması demektir.
Pazarın güvenliğini sağlamak KVHS sıfatlı piyasaya düşmektedir ve kullanıcıların kimliklerini biyometrik ve dijital verilerle doğrulamasını (know your customer – KYC) bekler. İşlemler içte piyasanın dışta Sermaye Piyasası Kurumunun denetimindedir ayrıca şüpheli işlem taramasını da diğer tüm mali piyasalarda yaptığı gibi MASAK üstlenmektedir.
İşlemler anonim olmadığından şeffaftır ve kurumların piyasadaki suç gelirini saptaması kolaydır. Tespit edilen suç gelirlerinin ne şekilde takibi zor hale getirildiği / elden çıkarıldığı hususlarında andığımız Kurumlar tecrübe sahibi olmakla beraber Ceza Savcılıkları bu konuda yeni yeni bilgi ve tecrübe sahibi olmaktadır, tabii bu esnada pek çok “suçla alakası olmayan kullanıcı” para takibine dahil olmaktadır.
Türkiye’de Kripto Piyasalarının Düzenlenme Yapısı ve SPK-MASAK’ın Rolü
Türkiye’de kripto varlıklara ilişkin düzenlemelerin temel dayanağı, 7518 sayılı Kanun ile sermaye piyasası mevzuatına dahil edilen hükümler ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından çıkarılan ikincil düzenlemelerdir. SPK, 2024 ve 2025 yıllarında yayımladığı ilke kararlarıyla kripto varlık hizmet sağlayıcılarının (KVHS) çalışma usul ve esaslarını belirlemiş, lisanslama sürecini başlatmıştır.
Bu çerçevede:
SPK, kripto varlık platformlarının kuruluş, sermaye, yönetim ve faaliyet koşullarını düzenler. KVHS’lerin rezerv kanıt raporları sunması, müşteri varlıklarını ayrı hesaplarda saklaması ve belirli sermaye şartlarını sağlaması zorunludur.
MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) ise 5549 sayılı Kanun kapsamında, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını yükümlü sayarak suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadelede denetim, raporlama ve müşterini tanı (KYC) yükümlülükleri getirmiştir.
Önemli bir nokta: SPK’nın yayımladığı “Faaliyette Bulunanlar Listesi”, bu listede yer alan kuruluşların SPK tarafından yetkilendirildiği veya lisanslandığı anlamına gelmez; bu liste yalnızca faaliyette bulunacaklarını beyan eden kuruluşları göstermektedir. Nihai lisanslama süreci halen devam etmektedir.
Lisanslı Platformlar ve P2P İşlemlerin Hukuki Zemini
SPK’nın “Faaliyette Bulunanlar Listesi”nde yer alan başlıca platformlar şunlardır:
Binance Turkey Kripto Varlık Alım Satım Platformu AŞ
Btcturk Kripto Varlık Alım Satım Platformu AŞ
OKX (liste içinde ismi geçmese de, OKX TR olarak faaliyet göstermektedir)
Bitexen, Bitlo, Paribu (liste içinde yer almakta)
Garanti BBVA Kripto Varlık Alım Satım Platformu AŞ
Bu platformlar, SPK düzenlemelerine tabi olarak altyapı, güvenlik, müşteri doğrulama (KYC) ve işlem takibi konularında belirli standartları karşılamak zorundadır.
P2P (Eşler Arası) işlemler, bu lisanslı platformlar bünyesinde sunulan bir hizmettir. Alıcı ve satıcı, platformun aracılığıyla birbirleriyle eşleşir; platform, tarafların kimliklerini doğrular (KYC), işlemi blok zincirine kaydeder ve gerektiğinde denetim makamlarına raporlama yapar. Dolayısıyla P2P işlem yapmak, başlı başına yasa dışı bir faaliyet değildir; aksine SPK ve MASAK denetimindeki meşru bir ticaret yöntemidir.
P2P USDT Satıcısı ile Dolandırıcılık/Aklama Suçu Arasındaki Bağın Mantıksal Kopuşu
Dosyaya konu olayda olduğu gibi, bir dolandırıcılık mağdurunun parası, zincirleme banka havaleleriyle bir P2P satıcısının hesabına ulaşmakta ve satıcı, bu parayı karşılığında USDT transfer etmektedir. Savcılık ve mahkemeler, bu noktada satıcıyı “suç gelirini aklama” veya “dolandırıcılığa iştirak” ile suçlayabilmektedir.
Ancak bu suçlamanın hukuken sağlam temellere oturması için iki unsurun ispatlanması gerekir:
Kast Unsuru (TCK m. 21)
Türk Ceza Kanunu’na göre ceza sorumluluğu için kast yani failin suçu bilerek ve isteyerek işlemesi şarttır. Bir P2P satıcısı, kendisine para gönderen alıcının bu parayı dolandırıcılıkla elde ettiğini bilmiyorsa, kasten suç işlediği söylenemez.
Suç Gelirini Aklama (TCK m. 282)
Bu suçun oluşması için, satıcının “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini” bilerek çeşitli işlemlerden geçirip meşru göstermesi gerekir. Oysa P2P satıcısı, kendi USDT’sini satmakta, gelen TL’yi de kendi ticari faaliyetinin bir parçası olarak kullanmaktadır. Bu, “harcama” veya “ticari işlem” niteliğindedir; yoksa “aklama” değildir.
Peki P2P satıcısı ile suç örgütü arasındaki bağ neden kopuktur?
| Suç Faili / Dolandırıcı | P2P USDT Satıcısı |
|---|---|
| Parayı aldatarak elde eder. | Parayı karşılığında USDT vererek alır. |
| Banka hesapları kiralık/çalıntıdır, kendi kimliğini gizler. | Hesabı kendi adınadır, KYC doğrulaması yapmıştır. |
| Amacı izini kaybettirmek ve parayı dönüştürmektir. | Amacı ticaret yapmak, USDT satarak TL kazanmaktır. |
| Suç gelirini bilinçli olarak aklar. | Gelirin kaynağını bilmemektedir. |
Eğer her P2P satıcısı, alıcısının parasının suç geliri olabileceği ihtimaliyle cezalandırılsaydı, aynı mantıkla bir bakkalın suçluya ekmek satması, bir döviz bürosunun suçluya döviz bozması, hatta bir faturanın tahsil edilmesi bile “suça iştirak” sayılırdı. Oysa ceza hukukunda “öngörülebilirlik” ile “kast” aynı şey değildir.
Tam burada, suçun varlığı açısından belirleyici bir noktadayız. Ceza hukuku açısından “öngörülebilirlik” ile “kasıt” kavramlarını irdeleyelim;
1. Kast Kavramı ve Unsurları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesinin birinci fıkrasına göre kast, “suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir”. Doktrinde kast, “hukuka aykırı fiilin gerçekleştirilmesi hakkında bilinçli irade” olarak da tanımlanmaktadır.
Kastın iki temel unsuru bulunmaktadır:
Bilme (Öngörme) Unsuru: Failin, gerçekleştirdiği fiilin suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlarını oluşturduğunu bilmesi veya öngörmesi.
İsteme (İrade) Unsuru: Failin bu fiili gerçekleştirmeyi istemesi.
Ceza hukuku öğretisinde kast, doğrudan kast ve olası kast olarak ikiye ayrılmaktadır. Doğrudan kastın iki temel çeşidi bulunmaktadır:
Birinci dereceden doğrudan kast (amaçlama): Failin fiili ve sonucu hem öngörmesi hem de istemesi halidir.
İkinci dereceden doğrudan kast (bilme): Failin sonucu zorunlu olarak bilmesi yeterlidir; fail neticeyi istemese dahi istemiş gibi kabul edilir.
Olası kast (TCK m. 21/2) ise, kişinin suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işlemesi halidir. Burada fail, sonucu kesin olarak bilmemekte, ancak gerçekleşme ihtimalini öngörmekte ve bu ihtimali kabullenmektedir.
2. Öngörülebilirlik Kavramı ve İşlevi
Öngörülebilirlik (ya da öngörülebilme), ceza hukukunda daha çok taksir kavramıyla ilişkilendirilen bir unsurdur. Taksir, TCK m. 22/2’de “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımındaki unsurların bilinçli olarak gerçekleştirilmemesi” şeklinde tanımlanmıştır.
Bu bağlamda öngörülebilirlik, failin belirli bir sonucu makul bir şekilde önceden kestirebilmesi anlamına gelir. Ancak bu öngörülebilirlik, failin fiili gerçekleştirirken sonucu öngörmesini değil, öngörebilecek durumda olmasına rağmen öngörmemesini ifade eder. Yani taksirli suçta fail, sonucu “öngörebilir” olmasına rağmen bunu öngörmemiş ve dolayısıyla gerekli özeni göstermemiştir.
Öngörülebilirlik ayrıca suçta ve cezada kanunilik ilkesi açısından da önemli bir işleve sahiptir. Modern ceza hukuku anlayışında, bir normun suç teşkil edebilmesi için bireyin hangi fiilin yasaklandığını ve bu fiile hangi yaptırımın bağlandığını makul bir öngörüyle önceden kestirebilmesi gerekmektedir. Bu, bireyi keyfî ve öngörülemez müdahalelere karşı koruma altına alan güvence fonksiyonudur.
3. Kast ile Öngörülebilirlik Arasındaki Temel Farklar
| Kriter | Kast | Öngörülebilirlik (Taksir) |
|---|---|---|
| Failin Bilgi Düzeyi | Fail, sonucu bilir veya kesin olarak öngörür. | Fail, sonucu öngörebilecek durumda olmasına rağmen öngörmez. |
| İrade Unsuru | Fail, fiili ve sonucu ister (doğrudan kast) veya gerçekleşme ihtimalini kabullenir (olası kast). | Failin sonucu isteme veya kabullenme iradesi yoktur; aksine sonucun gerçekleşmemesini diler. |
| Kusur Düzeyi | Daha ağır kusur (bilinçli irade). | Daha hafif kusur (özensizlik, dikkatsizlik). |
| Ceza Sorumluluğu | Kast, ceza sorumluluğunun temel şeklidir; kural olarak tüm suçlar kasten işlenebilir. | Taksir, istisnai bir kusurluluk türüdür; ancak kanunda açıkça düzenlenmiş suçlar bakımından uygulanabilir. |
Ceza hukuku öğretisinde olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrım da bu noktada belirleyicidir. Her iki kavramda da fail sonucu öngörmektedir; ancak olası kastta fail sonucu kabullenmekte (istemediği halde gerçekleşmesine razı olmakta), bilinçli taksirde ise fail sonucun gerçekleşmeyeceğine inanmakta veya ümit etmektedir. Aradaki fark, failin sonuca yönelik irade tutumunda gizlidir.
4. P2P USDT Satıcıları Bağlamında Öngörülebilirlik-Kast Ayrımının Önemi
P2P USDT satıcısına yöneltilen “suç gelirini aklama” veya “dolandırıcılığa iştirak” suçlamalarında, savcılık ve mahkemelerin satıcının kastını ispatlaması gerekmektedir. Oysa çoğu olayda satıcı, kendisine para gönderen alıcının bu parayı dolandırıcılıkla elde ettiğini bilmemekte ve öngörmemektedir.
Bu noktada yapılması gereken ayrım şudur:
Öngörülebilirlik: Bir P2P satıcısı, piyasada sahte hesaplar veya dolandırıcılık faaliyetleri olabileceğini genel olarak öngörebilir (bu, taksir düzeyinde bir öngörülebilirliktir). Ancak bu genel öngörülebilirlik, satıcının belirli bir işlemdeki paranın suç geliri olduğunu bildiği veya kesin olarak öngördüğü anlamına gelmez.
Kast: Kastın varlığı için satıcının, o somut işlemde kendisine gönderilen paranın suçtan kaynaklandığını bilmesi veya olası kast düzeyinde kabullenmesi gerekir. Satıcı, alıcının parasının kaynağı hakkında herhangi bir bilgiye sahip değilse, kast unsuru oluşmaz.
Tıpkı bir döviz bürosunun müşterisinin parasının kaynağını araştırma yükümlülüğü olmadığı gibi, P2P satıcısının da her işlemde karşı tarafın fon kaynağını soruşturma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Aksi bir yaklaşım, “öngörülebilirlik” ile “kast” kavramlarını birbirine karıştırarak objektif sorumluluk anlayışına kapı aralar ki bu, 5237 sayılı TCK ile terk edilmiş bulunmaktadır.
Temsil ettiğimiz dosyalarda, müvekkil Ankara’da sinyal veren, diğer sanıklarla hiçbir iletişimi ve ortak IMEI/cihaz kullanımı bulunmayan, SPK denetimindeki açık pazarda faaliyet gösteren bir P2P satıcısıdır. Buna rağmen, aynı cezaya mahkûm edilmesi durumu, delil değerlendirmesindeki temel hatayı göstermektedir.
Global Düzlemde Çeşitli Ülkelerden P2P Satıcılarının Cezai Sorumluluğuna İşaret Eden Kararlara Örnekler
Amerika Birleşik Devletleri (ABD)
ABD mahkemeleri, P2P satıcılarının suç gelirini aklama veya lisanssız para transferi suçlamalarında, satıcının “bilerek” (knowingly) hareket edip etmediğine odaklanır.
Emsal Karar: United States v. Costanzo (9th Cir. 2020)
Thomas Costanzo, localbitcoins.com üzerinden P2P bitcoin satışı yaparken, gizli görevli ajanlara defalarca bitcoin satmış ve kara para aklama suçundan mahkûm olmuştur.
Bu davada mahkemenin “kast”ı (mens rea) tespit etmesini sağlayan kriterler şunlardır:
Alıcının açık beyanları: Ajanlar Costanzo’ya, bitcoinleri yasa dışı uyuşturucu ticareti için kullanacaklarını ve işlemleri gizlemek istediklerini doğrudan söylemiştir. Bu, satıcının paranın suç geliri olduğunu doğrudan bilmesini sağlamıştır.
Satıcının profili ve iş modeli: Costanzo, profilinde “en korkusuz para” gibi ifadelerle bitcoin’i övmüş ve 15.000-50.000 dolar arası nakit bitcoin takası yapmaya istekli olduğunu ilan etmiştir. Bu, mahkeme tarafından işlemlerin gizlilik ve yasa dışılık amacı taşıdığına dair bir emare olarak değerlendirilmiştir.
Emsal Karar: United States v. Freeman (1st Cir. 2025)
Ian Freeman, P2P bitcoin ticareti yaparken lisanssız para transferi işletmeciliği ve kara para aklama komplosu suçlarından mahkûm olmuştur.
Bu davada kastı belirleyen kritik unsur:
Mahkeme, Freeman’ın dolandırıcılık kurbanlarından gelen fonları işlediğini ve bu fonların suç kökenli olduğunu bildiğine dair yeterli delil bulmuştur. Jüri, Freeman’ın fonların suç niteliğini bildiğine karar vermiştir.
Önemli bir nokta: Mahkeme, satıcının dolandırıcının kimliğini tam olarak bilmesinin gerekmediğini, fonların suç kaynaklı olduğunu bilmesinin yeterli olduğunu vurgulamıştır.
ABD’de aranan genel kriterler:
Doğrudan bilgi (actual knowledge): Alıcı, paranın suç geliri olduğunu satıcıya söylerse (Costanzo davasında olduğu gibi).
Dolaylı bilgi (constructive knowledge / willful blindness): Satıcı, paranın suç kaynaklı olabileceğine dair açık “kırmızı bayrakları” (red flags) görmezden gelirse (örneğin, çok yüksek meblağlar, anonim alıcılar, sürekli aynı kişilerle işlem).
İşlemin niteliği: Satıcının iş modeli, sürekli olarak yüksek riskli veya anonim işlemlere dayanıyorsa.
2. İngiltere
İngiltere’de suç gelirini aklama suçunun oluşması için failin, işlem konusu malvarlığının “suç geliri” olduğunu bilmesi (knowledge) veya şüphelenmesi (suspicion) gerekir.
Emsal Karar: R v Jian Wen (2026)
Jian Wen, Çin’de dolandırıcılık yapan bir kişinin kripto paralarını aklamak ve varlıklara dönüştürmekle suçlanmıştır.
Bu davada mahkemenin baktığı kriter:
Sanığın, suç gelirini aklama düzenlemesine dahil olduğu ve suç niteliğindeki malvarlığına sahip olduğu iddiası. Mahkeme, sanığın kripto parayı dönüştürerek kaynağını gizleme yönündeki eylemlerini delil olarak değerlendirmiştir.
İngiltere’de aranan kriterler:
Bilgi veya şüphe (knowledge or suspicion): Failin, işlem konusu malvarlığının suçtan kaynaklandığını bilmesi veya şüphelenmesi yeterlidir. Bu, “öngörülebilirlik”ten daha güçlü bir eşiktir; satıcının salt “öngörebilir olması” yetmez, gerçekten şüphelenmiş olması gerekir.
Suç niteliğindeki malvarlığı (criminal property): Malvarlığının suçtan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir.
3. Avustralya
Emsal Karar: Shabtay Yaacoby (District Court of NSW, 2026)
Yaacoby, lisanslı bir kripto para borsasının yöneticisi olarak, dolandırıcılardan gelen 10 milyon doları aklamaktan suçlu bulunmuştur.
Bu davanın hükmünden anlaşıldığı kadarıyla cezalandırmada aranan temel kriterler şunlar olmuştur;
- Satış işlemini aşan doğrudan iletişim: Yaacoby, dolandırıcılarla Telegram üzerinden doğrudan yazışmış ve onlara nasıl daha fazla para getirecekleri konusunda talimat vermiştir.
Kayıtlar (ledger): Laptopunda 1.000’den fazla “müşteri” kaydı bulunmuştur; bu kayıtlar, işlemlerin sistematik ve organize olduğunu göstermiştir.
Sistematik işlem yapısı: Yaacoby’nin şirketi, sahte yatırım platformlarından gelen paraları kripto paraya dönüştürüp yurt dışına göndermiştir.
4. Almanya
Almanya’da P2P platformları üzerinden yapılan işlemler, yetkisiz ödeme hizmeti sağlama ve kara para aklama kapsamında değerlendirilmektedir.
Emsal Karar: Landgericht Köln, Rainer Treuer (2026)
Treuer, B2G ve P2P GmbH üzerinden, banka hesaplarına gelen müşteri fonlarını yetkisiz olarak havale eden bir yapı kurmaktan mahkûm olmuştur.
Mahkemenin dikkate aldığı kriterler:
Fonların havuzlanması ve toplu aktarımı: Gelen fonlar birebir aktarılmamış, önce havuzlanıp daha büyük tutarlarla yurt dışına gönderilmiştir.
Hesap hareketlerinin şüpheli niteliği: Alman bankalarındaki hesaplar şüpheli işlem nedeniyle kapatıldıktan sonra faaliyete Hollanda’daki hesaplarla devam edilmiştir.
Almanya’da aranan kriterler:
Yetkisiz ödeme hizmeti: Satıcının, bankacılık lisansı olmadan fon transferi yapması.
Sistematik yapı: Fonların havuzlanması, toplu aktarımı ve yurt dışına gönderilmesi gibi organize işlemler.
“Hafiflik” (Leichtfertigkeit) ile aklama: Alman hukukunda, “hafiflik” (hafif kusur) ile aklama suçu da düzenlenmiştir. Bu, satıcının gerekli özeni göstermemesi durumunda cezai sorumluluk doğabileceğini gösterir.
5. Singapur
Singapur’da P2P işlemlerle ilgili yeni bir gelişme yaşanmaktadır.
Güncel Örnek (2025):
Singapur polisi, P2P satış işlemi sırasında hesabına 20.000 dolar gelen bir kadının, paranın kaynağını araştırmak için makul adımları atmamakla suçlanacağını duyurmuştur.
Burada aranan kriter:
“Makul adımları atma” yükümlülüğü: Satıcının, gelen paranın kaynağını araştırmakla yükümlü tutulması. Bu, Türkiye’deki uygulamadan farklı olarak, satıcıya daha ağır bir özen yükümlülüğü getirmektedir.
Özetle pek çok ülkenin mahkeme kararlarında görmekteyiz ki; P2P satıcısının “aklama iradesi” hiçbir zaman doğrudan ispatlanmaz; satıcının davranışları, iletişimleri, iş modeli ve işlemlerin niteliği üzerinden dolaylı delillerle tespit edilir. “Öngörülebilirlik” (yani satıcının genel olarak suç ihtimalini öngörebilir olması) tek başına yeterli değildir; mahkemeler “bilme” (knowledge) veya “şüphelenme” (suspicion) düzeyinde bir bağ arar.
Sonuç
P2P USDT satıcılığı, günümüzde meşru ve denetimli bir ticaret faaliyetidir. Ancak, suçluların bu sistemi kötüye kullanması, masum satıcıların da aynı kefeye konulmasına yol açmaktadır. Ceza hukukunun temel ilkeleri olan “kast”, “şüpheden sanık yararlanır” ve “suçun maddi unsurlarının ispatı” göz ardı edilerek verilen mahkûmiyet kararları, hem adalete hem de hukuk güvenliğine zarar vermektedir.
Unutmayın: Bir P2P satıcısı olarak siz, ne dolandırıcılık fiilini işlediniz ne de suç gelirini akladınız. Siz, sadece kendi malınız olan USDT’yi satan bir tüccarsınız. Bu gerçeğin, delillerle ve hukuki argümanlarla savunulması, mağduriyetin giderilmesi için en etkin yoldur.

AVUKAT DESTEĞİ
Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.
Gizlilik
Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.




