P2P Yasal Mı? P2P Tek Başına Suç Oluşturur Mu?
E-Tebligat Uygulamasında Yeni Dönem

E-Tebligat Uygulamasında Yeni Dönem

Ofis Sahibi
Kurucu Avukat265 yazı

Avukat Bengi Memiş, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukat olup, yaklaşık 10 yıllık mesleki deneyime sahiptir. Türkiye Barolar Birliği’ne 130227 sicil numarası ile…

Oylandı
5,0/5 - (14 oy)

E-Tebligat Uygulamasında Yeni Dönem

Resmî Gazete: 1 Temmuz 2026 – Sayı: 33297

Vergi hukukunda köklü bir değişimi beraberinde getiren 7587 sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesi baştan sona yeniden kaleme alındı. Bu düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin elektronik tebligat sisteminin dayanaklarından birini iptal etmesinin ardından ortaya çıkan norm boşluğunu doldurmayı amaçlamaktadır.

Değiştirilerek yürürlüğe konan 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Md. 107/A: (7587 S.K. Md. 9)

“MADDE 107/A- Bu Kanun hükümlerine göre tebliğ yapılacak kimselerden aşağıda sayılanlar Hazine ve Maliye Bakanlığınca kurulan elektronik tebligat sistemini kullanmak zorundadır. Bu kimselere, 93 üncü maddede sayılan usullerle bağlı kalınmaksızın, elektronik tebligat sistemi vasıtasıyla elektronik ortamda tebliğ yapılabilir.

1. Kurumlar vergisi mükellefleri,

2. Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,

3. Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,

4. 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.

Bu maddenin birinci fıkrası kapsamına girmeyenler, talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine dâhil olabilirler.

Engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.

Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat sisteminden çıkışlarına ilişkin usuller şunlardır:

1. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.

2. Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.

3. Birinci fıkra kapsamında zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.

4. İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.

5. 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılır.

Elektronik ortamda tebligat, tebliğin bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

Anayasa Mahkemesi Hangi Hükmü İptal Etti?

Anayasa Mahkemesi, 15 Ocak 2026 tarihli ve E:2025/94, K:2026/11 sayılı kararıyla Vergi Usul Kanunu’nun 107/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan bir bölümü iptal etti. İptal edilen hüküm, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na şu yetkileri tanıyan ibareydi:

  • “tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye”,

  • “kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları” belirlemeye,

  • “elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları” düzenlemeye.

Başvuru, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi’nin baktığı bir davada, defter ve belgeleri gizleme suçuna ilişkin olarak yapılmıştı.

İptalin Gerekçesi Neydi?

Yüksek Mahkeme iptal kararını üç temel Anayasal ilkeye dayandırdı:

1. Yasama Yetkisinin Devredilmezliği: Temel hak ve özgürlükleri ilgilendiren bir alanın, temel ilke ve sınırları kanunda açıkça gösterilmeden idarenin sınırsız düzenleme alanına bırakılması Anayasa’ya aykırı bulundu. Vergilendirme geniş bir düzenleme alanını ilgilendirdiğinden, elektronik tebligatın kapsamı, zorunluluk halleri ve sistemden çıkış koşulları gibi hususların kanunla açıkça düzenlenmesi gerektiği vurgulandı.

2. Mahkemeye Erişim Hakkı: Tebligat, dava açma sürelerini başlatan hayati bir işlemdir. Mükelleflerin elektronik adres kullanmaya zorlanması ve bu yolla yapılan tebligata hukuki sonuç bağlanması, mahkemeye erişim hakkına ölçüsüz bir sınırlama getirdiği gerekçesiyle iptal edildi.

3. Suç ve Cezaların Kanuniliği: Başvuruda, elektronik tebligata rağmen defter ve belgeleri ibraz etmeyenlerin hürriyeti bağlayıcı cezayla karşılaştığı, bu durumun ilgililere aşırı külfet yüklediği belirtildi. Suç ve cezalara ilişkin esasların idari düzenlemelerle değil kanunla belirlenmesi gerektiği ifade edildi.

Kararın kilit ifadeleri aşağıya alıntılanmıştır, Bkz; Anayasa Mahkemesi 2025/94 Esas 2026/11 Karar 15.06.2026 K.T.

“…Vergilendirme geniş bir düzenleme alanını ilgilendirmektedir. Vergilendirmeye ilişkin olarak hüküm ifade eden işlemlerin elektronik ortamda tebliği konusunda kimlere elektronik ortamda tebligat yapılabileceği, elektronik adres kullanma imkânının geniş olmadığı yer, faaliyet ve sektörlerin durumunun gözetilip gözetilmeyeceği, elektronik adres kullanma zorunluluğunun hangi koşullarda başlayacağı ve sona ereceği gibi hususların Kanun’da açıkça düzenlenmediği görülmektedir.

Kanun, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğunu getirme ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirleme hususlarında Bakanlığın yetkili olduğunu hüküm altına almakta ancak bu yetkinin sınırlarına ilişkin temel ilkeleri ortaya koymamaktadır.

Bu itibarla temel ilke ve esaslar kanunda belirlenmeksizin elektronik adres kullanma zorunluluğu getirme, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirleme hususlarında idareye yetki tanınmasının mahkemeye erişim hakkının kanunla sınırlanması ilkesiyle bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır…”

İptal Kararı Ne Zaman Yürürlüğe Girecekti?

Anayasa Mahkemesi, hukuk sisteminde bir boşluk oluşmaması için iptal hükmünün yürürlüğe girişini 9 ay ertelemişti. Karar 3 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandığı için iptal, 3 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe girecekti. Ancak yasa koyucu bu süreyi beklemeden konuyu ele alarak yeni düzenlemeyi hayata geçirdi.

7587 Sayılı Kanun ile Getirilen Yeni Düzenleme (VUK m.107/A)

Yeni düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesindeki tüm hassasiyetleri gözeterek elektronik tebligat sistemini baştan yapılandırdı.

Zorunlu Katılım Kapsamı Genişletildi ve Kanunda Açıkça Belirlendi

Artık elektronik tebligat sistemine kimlerin dahil olacağı kanun düzeyinde tek tek sayıldı. Zorunlu kapsam şu grupları içeriyor:

  • Kurumlar vergisi mükellefleri,

  • Ticari, zirai ve mesleki kazanç yönünden gerçek usulde gelir vergisi mükellefleri,

  • Kollektif ve adi komandit şirketler,

  • ÖTV Kanunu’nun II sayılı listesindeki kayıt ve tescile tabi malların ilk iktisabında adına tescil yapılan kişi ve teşekküller.

Bu düzenleme, kimlerin sisteme dahil olacağı konusunu idarenin takdirine bırakmayarak doğrudan kanun koyucunun belirlemesi açısından kritik öneme sahiptir.

İsteğe Bağlı Katılım İmkanı Korundu

Zorunlu kapsam dışında kalan mükellefler, talep etmeleri halinde elektronik tebligat sistemine gönüllü olarak dahil olabilecek ve bu sistemi kullanabilecek.

Sosyal Koruma ve İstisnalar Getirildi

Kanun koyucu, toplumun dezavantajlı gruplarını gözeten istisnai düzenlemeler hayata geçirdi:

  • Engellilik muafiyeti: Engellilik oranı %90 ve üzerinde olan malul ve engelli vatandaşlar için elektronik tebligat zorunluluğu kaldırıldı.

  • 65 yaş üstü çıkış hakkı: 65 yaşını dolduran vatandaşlar, talep etmeleri halinde sistemden ayrılabilecek.

Sistemden Çıkış Şartları İlk Kez Ayrıntılı Olarak Düzenlendi

Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçesinde en çok tartışılan konulardan biri olan sistemden çıkış rejimi, yeni düzenlemede açıkça tanımlandı:

  • Tüzel kişiler: Ticaret sicil kaydının silinmesi veya bağlı oldukları diğer kayıtların sona ermesi halinde sistemden çıkarılır.

  • Gerçek kişiler: Ölüm veya gaiplik kararının kesinleşmesi çıkış için esas alınır.

  • Zorunlu kapsamdaki gerçek kişiler: Mükellefiyet sona erdikten 5 yıl sonra çıkış talebinde bulunabilir.

  • İsteğe bağlı katılanlar: Her zaman çıkış talep edebilir.

  • 65 yaşını dolduranlar: Talep halinde sistemden çıkarılabilir (zorunlu başka bir yükümlülük bulunmaması şartıyla).

Tebliğin Hukuki Sonuç Doğurma Anı Netleştirildi

Elektronik ortamda gönderilen tebligatların ne zaman hukuki sonuç doğuracağı açıklığa kavuşturuldu: Tebligat, muhatabın elektronik sistemine ulaştığı tarihi izleyen 5. günün sonunda yapılmış sayılır.

Geçiş Düzenlemesi (Geçici Madde 38)

Kanun yürürlüğe girmeden önce sisteme dahil olan mükellefler, yeniden başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam edecek.

Düzenlemenin Getirdiği Kazanımlar

Bu kapsamlı yasal değişiklik ile:

Elektronik tebligatın kapsamı kanun düzeyinde netleştirildi ve genişletildi.

Sistemin zorunlu ve isteğe bağlı yapısı açıkça tanımlandı.

Sosyal kırılgan gruplar (ağır engelliler, 65 yaş üstü) için istisnalar getirildi.

Sistemden çıkış koşulları hukuki güvence altına alındı.

Anayasa Mahkemesi iptalinin yarattığı norm boşluğu giderildi.

Yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine uygun şekilde temel esaslar kanunda düzenlendi.

 

AVUKAT DESTEĞİ

Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.

Hafta içi: 09:00 – 21:00
Cumartesi: 10:00 – 18:00

Gizlilik

Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.

Ofis Sahibi
Kurucu Avukat265 yazı

Avukat Bengi Memiş, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukat olup, yaklaşık 10 yıllık mesleki deneyime sahiptir. Türkiye Barolar Birliği’ne 130227 sicil numarası ile…

Add a comment

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Av. Bengi MEMİS
Av. Bengi MEMİS

Avukat Bengi Memiş, Ankara Barosu’na kayıtlı bir avukat olup, yaklaşık 10 yıllık mesleki deneyime sahiptir. Türkiye Barolar Birliği’ne 130227 sicil numarası ile kayıtlıdır. Hukuk eğitimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamlamış, yüksek lisansını Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde “Vergi Hukuku ve Uygulamaları” alanında yapmıştır.