P2P Coin Trade: Suç mu, Değil mi?
1. Giriş
Son yıllarda kripto varlık piyasası, yatırımcıların farklı ödeme araçlarına ulaşmasında önemli bir kanal haline gelmiştir. Elektronik para deyince özellikle USDT (Tether) gibi stabil coin’ler, yatırımcıların tercih ettiği en yaygın araçlardan biridir. Bu alanda kullanılan P2P trade sistemleri, kullanıcıların bir tedarikçiden coin satın almasını veya coinlerini nakde çevirmesini sağlayan, döviz bürolarına benzer bir mantıkla işlemektedir.
Ne var ki, Türk yargı pratiğinde P2P işlemleri, özellikle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve bilişim dolandırıcılığı dosyalarıyla iç içe geçmeye başlamıştır. Bu durum, P2P coin satıcılarının herhangi bir kastları olmamasına rağmen soruşturmaların tarafı haline gelmesine yol açmaktadır.
2. P2P Coin Trade’in Hukuki Çerçevesi
2.1. Kripto Varlıkların Hukuki Statüsü
Türk hukukunda kripto varlıkların henüz tam anlamıyla tanımlanmış bir statüsü bulunmamaktadır. Ancak MASAK Genel Tebliği (Sıra No: 19) ile kripto varlık hizmet sağlayıcıların yükümlülükleri belirlenmiştir. Bu kapsamda, kripto varlıkların “gayri maddi varlık” olarak kabul edildiği, fakat Türk Lirası veya yabancı para gibi “resmî para” statüsünde olmadığı açıktır.
2.2. P2P İşlemin Niteliği
P2P coin trade, teknik olarak bir mal değişim sözleşmesi veya alım-satım sözleşmesi olarak değerlendirilebilir. Tek başına suç oluşturmaz. Zira TCK’da kripto varlıkların P2P satışı veya alışı özel olarak yasaklanmamıştır.
3. Suç Gelirleri ile Bağlantı ve Yargı Uygulaması
3.1. Dolandırıcılık Gelirlerinin Kriptoya Çevrilmesi
Türkiye’de özellikle bilişim dolandırıcılığı (TCK m. 158/1-f) dramatik bir artış göstermektedir. Failler, elde ettikleri suç gelirlerini kripto piyasaya aktararak izlerini kaybettirmeye çalışmaktadır. Bu noktada P2P satıcıları, dolandırıcılık gelirlerini “nakit karşılığı coin sağlayan” aktörler olarak soruşturmalara dahil edilmektedir.
3.2. Uygulamadaki Sorunlar
Son yıllarda savcılık soruşturmalarında, suç gelirinin P2P aracılığıyla coin’e çevrilmesi halinde “coin satıcısı da aynı dosyada şüpheli” olarak eklenmektedir. Bu yaklaşım;
Suçun maddi unsurlarını göz ardı etmekte,
Masum tedarikçiyi dolandırıcılıkla bağlantılı göstermek,
Hesapların bloke edilmesine ve ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır.
Bu uygulama, “döviz bürosunda döviz satan kişinin, müşterisinin kara para aklayıp aklamadığını bilmemesi” ile aynı niteliktedir.

4. Ceza Hukuku Açısından Değerlendirme
Bu bölümde P2P coin trade faaliyeti ile suç gelirlerinin aklanması, dolandırıcılıkla bağlantılı kripto dönüşümü ve uygulamada yaşanan pratik sorunlar açısından ayrıntılı inceleme yapılacaktır.
4.1. Temel İlkeler: Kast, Suç Tipi ve Failin Sorumluluğu
Kast unsuru
Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) genel ilkelerine göre, ceza sorumluluğu için failin iradesiyle suçu bilerek ve isteyerek işlemesi gerekir (TCK m. 21). Bir P2P coin satıcısı, elindeki coin’in kaynağının suç gelir olup olmadığını bilmeden işlem yapıyorsa, kasten suç işlediği sonucuna varmak hukuken zordur.
Bu nedenle soruşturma raporlarında failin bilgi ve iradesine dair somut deliller aranmalıdır: Örneğin, satıcı ile alıcı arasında iletişim geçmişi, “temiz fon” beyanları, şüpheli ödeme yöntemleri vb.Dolandırıcılık suçunun öncül suç niteliği
Uygulamada çoğu zaman coin satışı, doğrudan bir dolandırıcılık fiiliyle bağlantılıdır. Yani suç gelirinin kriptoya dönüştürülmesi aşamasından önce zaten dolandırıcılık gibi bir ön suç vardır. Bu durumda aklama suçu (TCK m. 282) gündeme gelir. Fakat burada P2P satıcısının dolandırıcılığa iştirak edip etmediği, olayın bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir.Suç tipleri ve iç içe geçme olasılığı
Aklanmış suç gelirinin kullanılması (TCK m. 282)
Eğer P2P satıcısı, elindeki coin’i suç gelirinden bilerek almış ya da bu yolla fonları “temizlemişse”, aklama suçu oluşabilir. Ancak bu durumda failin aklama kastı taşıdığı gösterilmelidir.Dolandırıcılıkla iştirak/yardım
Eğer P2P satıcısı, dolandırıcılık fiilini organize eden şebeke ile irtibatlıysa ya da “aracı satıcı” rolü üstlendiyse (“biliyerek alıcıya coin sağlaması”), dolandırıcılığa yardım veya iştirak iddiaları gündeme gelebilir.Suç işlemek amacıyla örgüt kurma / Örgüt bağlantısı (TCK m. 220/ … m. 220/1–4, m. 220/5)
Coin piyasalarında faaliyet gösteren “tedarikçi ağları”, birçok küçük satıcının koordineli çalıştığı, hiyerarşik yapısı ve devamlılığı olan sistemler olabilir. Bu durumda suç örgütü suçu ve buna bağlı ağırlaştırılmış cezalar gündeme gelir.
Ancak pratikte soruşturma makamlarının, her coin satıcısını otomatik biçimde “örgüt parçası” sayması, savunma hakkı ve hukukî eşitlik açısından ciddi tartışmalar doğurmaktadır.
4.2. Aklama Suçu (TCK m. 282) Bağlamında P2P İşlemler
Aklanma suçunun unsurları
TCK m. 282’ye göre suç gelirinin kaynağını gizleme, parcelama, katmanlandırma, transfer etme, kara para niteliği taşıyan malvarlığını meşrulaştırma gibi fiiller aklama kapsamındadır.
P2P coin satışı pratik olarak “transfer/katmanlandırma” işlevi görebilir: suç gelirleri coin’e dönüştürülerek iz bırakmadan dolaşıma sokulabilir. Bu işlem aklama suçunun bir tür “ara işlem”i olarak görülür. Örneğin, fail elindeki nakiti USDT’ye çevirip farklı adreslere dağıtarak izini kaybettirirse, bu “katmanlama” faaliyeti niteliğinde değerlendirilebilir.
Ancak burada belirsiz olan nokta: P2P satıcısının bu sürece bilerek dahil olup olmadığıdır.Uygulamada karşılaşılan yaklaşımlar
Bazı Türk ceza soruşturma dosyalarında, suç gelirleriyle elde edilen nakit paranın coin’e çevrildiği tespit edildiğinde, coin satıcısı da aynı dosyaya şikâyet edilen şüpheli olarak dahil edilmektedir. Bu, birçok durumda failin veya örgütün kontrolleri dışındaki satıcıların mağdur durumuna düşmesine yol açmakta, hesap blokeleri ve mal varlığı tedbirleriyle kullanılabilir fonlara el koyma uygulamalarıyla karşılaşılmaktadır.Örnek olarak, Rayp Adalet Bakanlığı sunumlarında, suç gelirinin bitcoin’e çevrilmesi durumunda TCK 158/1-l kapsamında işlem yapılabileceğine dair değerlendirmeler yer almaktadır[^1]. Orada, “suçtan elde edilen 15.500 TL’yi alıp bitcoin satın almak” ibaresi örnek verilmiştir[^1].
Delil sorunu ve yorumlama riski
Bu tür durumlarda, deliller genellikle blok zinciri verileri, adres eşleştirmeleri, IP-logları, ödeme kayıtları ve iletişim kayıtları üzerinden çıkarılır. Ancak iz sürme yöntemlerinde kullanılan zincir analizi firmalarının raporlarına aşırı güvenmek de risklidir; savunma tarafı bu verilerin doğruluğunu, adres-kişisel kimlik eşlemesini sorgulayabilir.
4.3. Uygulamada Görülen Sorunlar ve Eleştiriler
Kolay suç çıkarımı yaklaşımı
Bazı soruşturmalarda, adeta “coin satışı = suç” gibi bir varsayımla hareket edilmekte; detaylı soruşturma yapılmadan P2P tedarikçileri dosyaya dâhil edilmektedir. Bu yaklaşım Açık Ceza Hukuku doktrini ilkeleri ile çelişir (özellik, belirlilik ilkesi).Hesap blokeleri ve mağduriyet
Soruşturma sırasında tespit edilen kripto hesaplara hemen tedbir konması, bazen masum satıcıların fonlarına el konmasına yol açmaktadır. Bu tür tedbirler uzun süre devam ederse, ekonomik özgürlük, mülkiyet hakkı gibi temel hak ihlallerine dönüşebilir.Ayrım yapılamaması riski
Her satıcının aynı tip kastla hareket ettiğini varsaymak hatalıdır. Masum satıcı ile düzenli tedarikçi arasında ayrım yapılmadan “hepsi şüpheli” yaklaşımı adil yargılanma hakkı açısından sorunludur.Doktrinsel boşluklar
Kripto varlıkların hukuki statüsünün belirsiliği (para mı, mal mı yoksa finansal enstrüman mı olduğu) mahkemeleri zorlamaktadır. Bazı coin türlerinin “stabil coin (USDT)” gibi para benzeri nitelikleri olması hâlinde bile, yargıdaki değerlendirme değişebilmektedir.
4.4. Stratejik Savunma Perspektifi: Avukat için Öneriler
Kast ve bilgiye dair delil talebi
Savunma, soruşturma aşamasında failin coin satıcısı olarak işlemlerinde kaynak, irade ve bilinci konusunda somut bilgi talep etmelidir (örneğin, alıcı kimliği, ödeme yöntemleri, adres eşleştirmeleri).Zincir analiz raporlarının sorgulanması
Blok zinciri analiz firmalarının raporlarının doğruluğunu sorgulayın: “Adres neden bu kişiye ait gösteriliyor?” sorusunu sorun.Hesap tedbirlerinin dar sınırlandırılması
Tedbir taleplerine (hesap blokesi, varlıkların dondurulması vb.) itiraz süreçlerini derhal kullanın, gerekirse ihtiyati tedbir taleplerinde bulunun.Dolandırıcılık bağlantısının negatif ispatı
Savunma, tedarikçi ile alıcı arasında dolandırıcılık bağlantısı olmadığına dair somut veri sunmalı (örneğin, geçmiş işlem kayıtları, ticari faaliyet belgeleri).Yargıtay ve içtihat izleme
Yüksek mahkeme içtihatlarını yakından izleyin; özellikle kripto varlık örgüt bağlantısı veya aklama bağlantısı açısından verilen kararlara dikkat edin.Mevzuat değişikliği önerisi
Kripto varlık ticaretine ilişkin özel bir düzenleme getirilmesi, P2P faaliyetlerini net çizgilere oturtacak, masum satıcıların kriminalize edilmesini önleyecektir.
4.5. Özet Değerlendirme
Özetle, ceza hukuku bakımından P2P coin trade faaliyeti tek başına suç oluşturmaz. Ancak suç gelirlerinin kripto dönüşümü bağlamında kullanılan bir araç haline gelmişse, tedarikçi rolündeki kişilerin soruşturmalara dahil edilmesi mümkün görülmektedir. Bu tespiti yaparken kast, bilgi, delil ve soruşturmanın bütünlüğü gibi kriterler gözetilmelidir. Uygulamadaki yaklaşımın pratikte adil yargılanma hakkını zedeleyebileceği, masum tarafların mağdur edilmesine yol açabileceği unutulmamalıdır.
Sonuç ve Öneriler
P2P coin trade, tek başına suç teşkil etmez. Ancak suç gelirlerinin kriptoya çevrilmesi sürecinde kullanılması, uygulamada ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır.
Soruşturmalarda ayrım yapılması: Fail ile masum coin satıcısı ayrıştırılmalıdır.
Kast incelemesi: Şüphelilerin kastı somut delillerle ortaya konmalıdır.
MASAK yükümlülüklerinin netleştirilmesi: Bireysel satıcıların sorumlulukları açıkça belirlenmelidir.
Yargı pratiği için içtihat gelişimi: Yargıtay’ın, P2P coin satıcılarını otomatik olarak suç gelirleri dosyalarına dahil eden uygulamaları denetlemesi gereklidir.
Kripto ekosisteminde hukuki belirsizlikler devam ettikçe, masum kullanıcıların kriminalize edilmesi tehlikesi sürecektir. Bu nedenle mevzuatın güncellenmesi ve yargının bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.

AVUKAT DESTEĞİ
Randevu almak için çalışma saatleri içerisinde aşağıdaki telefon aracılığı ile ulaşabilir veya aşağıdaki adrese mail atabilirsiniz.
Gizlilik
Avukatlık mesleğinin en önemli etik ilkelerinden biri gizlilik olup, hukuk büromuz; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile belirlenen gizlilik ve sır saklama ilkesini büyük bir özen ve hassasiyet göstererek uygulamaktadır. Bununla beraber ofisimiz, müvekkillere ait bilgi, belge ve verileri sır tutma yükümlülüğü ve veri sorumluluğu kapsamında gizli tutmakta, üçüncü kişilerle ve kurumlarla hiçbir durumda ve hiçbir şekilde paylaşmamaktadır. Bu bağlamda ofisimiz, dava dosyaları ile ilgili sır saklama yükümlülüğüne uyulacağını yazılı olarak da ilke edinmiştir.




