P2P USDT Satışı Nedeniyle Soruşturma
P2P kripto para ticareti, kullanıcılar arasında doğrudan alım satım yapılmasına imkân tanıyan bir sistemdir. Bu sistemde alıcı ve satıcı, platformun sağladığı altyapı üzerinden bir araya gelir, fiyat ve ödeme koşullarını kendileri belirler. Binance, OKX, Bybit gibi büyük kripto para borsaları, bu eşler arası işlemlerin güvenli şekilde yürütülmesi için aracılık hizmeti sunar. Satıcı, ilan vererek kripto varlığını satmak istediğini duyurur; alıcı ise bu ilana teklif verir ve ödeme süreci başlar. Sistemin temel mantığı, tarafların birbirini tanımadan, platformun sağladığı emanet ve doğrulama mekanizmaları sayesinde işlem yapabilmesidir.
Ancak bu masum görünen ticaret modeli, uygulamada ciddi hukuki riskler barındırır. Çünkü ödemeyi yapan kişi ile kripto varlığı satın alan kişi her zaman aynı olmayabilir. Dolandırıcılık failleri, mağdurları çeşitli yöntemlerle kandırarak parayı doğrudan P2P ilan sahibinin banka hesabına göndermeye ikna eder. Satıcı, hesabına para geldiğinde bunun sıradan bir P2P işlemi olduğunu düşünerek kripto varlığı serbest bırakır. Oysa gelen para, bir dolandırıcılık fiilinin parçasıdır ve mağdur, parasını sizin hesabınıza göndermiş gibi görünmektedir. Bu durum, suçtan tamamen habersiz olan satıcının şüpheli sıfatıyla soruşturmaya dâhil edilmesine yol açar. P2P işlemleri ayrıca banka hesabını başkasına kullandırma veya kiralama, dolandırıcılık parasına farkında olmadan aracılık etme, tanınmayan kişilerden banka hesabına para gelmesi gibi sebeplerle de soruşturma konusu olabilir. Kripto varlıkların giderek yaygınlaşması ve kullanıcı kimliklerinin tespitindeki zorluklar, bu tür suçların sıklıkla işlenmesine zemin hazırlamaktadır. Bu nedenle P2P satıcılarının, işlemlerinin olağan akışını kanıtlayacak belgeleri her zaman saklaması ve süreçleri dikkatle yürütmesi gerekir.
1. P2P İşleminin Görünmeyen Yüzü: Üçüncü Kişi Ödemeleri
P2P modelinin en temel özelliği, alıcı ve satıcının platform üzerinden eşleşmesidir. Satıcı, ilanında banka hesap bilgilerini paylaşır ve alıcının bu hesaba ödeme yapmasını bekler. Normal şartlarda ödemeyi yapan kişi ile platformdaki alıcı aynı olmalıdır. Ancak uygulamada bu denklem sıklıkla bozulur. Dolandırıcılar, mağdurları kandırarak parayı P2P satıcısının hesabına yönlendirir. Mağdur, kendisine verilen talimat doğrultusunda parayı gönderir; satıcı ise hesabına para geldiğini görünce işlemi tamamlar ve kripto varlığı karşı tarafa transfer eder.
Bu noktada satıcı, paranın kaynağını sorgulamak zorunda değildir; çünkü platform üzerinden yapılan işlemlerde satıcının görevi, ödemenin emirde belirtilen tutarda ve doğru hesaba gelip gelmediğini kontrol etmekten ibarettir. Ne var ki mağdur, dolandırıldığını fark edip şikâyetçi olduğunda, savcılık paranın izini sürer ve paranın ulaştığı hesap sahibi olan satıcıyı soruşturmanın merkezine koyar. Satıcı, ortada bir suç olduğunu bilmeden işlem yapmış olsa bile, hakkında başlatılan soruşturma nedeniyle ciddi hukuki süreçlerle karşı karşıya kalır. Üçüncü kişi ödemeleri dışında, satıcının banka hesabına gelen paranın bir suçtan elde edildiğinin tespit edilmesi de soruşturma başlatılması için yeterli olabilir. Ayrıca hesabın bir başkasına kullandırılması, kiralanması veya platform dışına çıkan işlemler yapılması da savcılık nezdinde şüphe uyandırır. Bu nedenle P2P satıcılarının, işlemlerini yalnızca platform üzerinden yürütmesi, üçüncü kişi ödemesi kabul etmemesi ve tüm kayıtları saklaması hayati önem taşır.
2. Hangi Suçlamalarla Karşılaşılabilir?
P2P satıcısının karşılaşabileceği suçlamalar, hesaba gelen paranın kaynağına ve olayın somut özelliklerine göre değişir. Bu suçlamaların başlıcaları nitelikli dolandırıcılık, nitelikli hırsızlık ve kara para aklamadır. Her birinin hukuki çerçevesi farklıdır ve cezaları ağırdır.
Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinin (f) bendi, dolandırıcılık suçunun bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hal olarak düzenler. P2P işlemleri, kripto varlık alım satımında banka hesaplarının ve bilişim sistemlerinin kullanılması nedeniyle bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu suçun cezası üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Ancak bilişim sistemlerinin araç olarak kullanıldığı hallerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan başlar ve adli para cezası da suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Yani P2P işlemleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla karşılaşan bir satıcı, dört yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabilir. Nitelikli hırsızlık da gündeme gelebilir. Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle başkasına ait malvarlığı değerinin alınması, TCK 142/2-e kapsamında nitelikli hırsızlık olarak değerlendirilir ve beş yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülür. P2P işlemlerinde, mağdurun parasının kendi rızasıyla değil de bir hataya veya yanıltmaya dayanarak gönderildiği durumlarda bu suçlama gündeme gelebilir.
Kara para aklama suçlaması ise daha karmaşık bir yapıya sahiptir. P2P transferleri, suç gelirini doğrudan kripto varlığa çevirip eşler arası yolla transfer etme imkânı sunduğu için kara para aklama yöntemleri arasında sayılmaktadır. TCK 282, alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ya da meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutan kişiye üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası öngörür. Bu suçun konusunu oluşturan malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişi ise iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suçun niteliği, paranın hangi yasa dışı faaliyetten elde edildiğine göre belirlenir. Hırsızlık, dolandırıcılık veya kara para aklama suçlamalarından hangisinin gündeme geleceği, somut olayın özelliklerine bağlıdır. Bu nedenle satıcının, olayın ayrıntılarını bilmesi ve buna göre savunma stratejisi geliştirmesi gerekir.
3. Soruşturmanın Başlaması ve Şüpheli Sıfatı
Ceza soruşturması, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından bir suç ihbarı veya şikâyet üzerine resen başlatılır. P2P satışı nedeniyle soruşturmaya dâhil edilmenin en yaygın yolu, mağdurun şikâyetidir. Mağdur, dolandırıldığını iddia ederek parasını gönderdiği hesabın sahibini bildirir. Savcılık, paranın izini sürer ve paranın ulaştığı hesabın sahibi olan P2P satıcısını şüpheli sıfatıyla dosyaya dâhil eder. Bunun dışında MASAK bildirimleri, banka şüpheli işlem bildirimleri veya re’sen başlatılan soruşturmalar da söz konusu olabilir. Şüpheli sıfatı, kişinin suçlu olduğu anlamına gelmez. 5271 sayılı CMK’nın 2. maddesine göre şüpheli, soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişidir. Bu aşamada henüz kesin bir suç isnadı yoktur; savcılık, hesap sahibinin olayla bağlantısını araştırır. Şüpheli sıfatı, yalnızca hakkında bir soruşturma yürütüldüğünü gösterir. Masumiyet karinesi gereği, suçluluğu mahkeme kararıyla kesinleşene kadar kişi suçsuz sayılır.
Soruşturma sürecinde savcılık, şüphelinin ifadesine başvurur, banka hesap hareketlerini inceler, P2P platformundaki işlem kayıtlarını ister ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırır. Paranın kaynağı, gönderen ile alıcı arasındaki ilişki, işlemin olağan akışa uygunluğu gibi hususlar detaylı şekilde araştırılır. Bu aşamada şüphelinin, işlemin meşruiyetini gösteren delilleri sunması, soruşturmanın lehe sonuçlanması açısından kritik önem taşır.
4. Satıcının Bilgisinin ve Kastının Belirleyici Rolü
Türk Ceza Kanunu’nun 21. maddesi uyarınca ceza sorumluluğu, failin suçu bilerek ve isteyerek işlemesini gerektirir. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. P2P satıcısının cezai sorumluluğunun doğabilmesi için, paranın suç geliri olduğunu bilmesi veya bilmesi gerektiği hâlde işlemi gerçekleştirmiş olması aranır. Eğer satıcı, paranın suçtan kaynaklandığını bilmiyor ve bilebilecek durumda değilse, kast unsuru oluşmaz ve ceza sorumluluğu doğmaz. Kastın olmadığını gösteren haller, savunmanın en güçlü dayanaklarıdır. Satıcı, işlemi olağan P2P kuralları içinde gerçekleştirmişse, üçüncü kişiyle bağlantısı yoksa ve platform dışı bir iletişim kurmamışsa kast unsuru zayıflar. Özellikle şu hususlar satıcının masumiyetini destekler: işlemin platform üzerinden gerçekleşmiş olması, tarafların birbirini yalnızca kullanıcı adı düzeyinde tanıması, platform dışı irtibatın bulunmaması, yazışmaların yalnızca ödeme teyidi ve IBAN paylaşımı ile sınırlı kalması, satıcının ödeme hesabına ulaştığını gördükten sonra sistemin olağan işleyişi uyarınca kripto varlığı serbest bırakmış olması. Bu tür veriler, kişinin suç örgütüyle irtibatlı ya da dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini değil; çoğu zaman sadece dijital bir pazarda işlem yapan sıradan kullanıcı konumunda bulunduğunu gösterir.
31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren TCK 158/4 düzenlemesi de bu bağlamda önemlidir. Bu hüküm, dolandırıcılığa iştiraki yalnızca belirli hesap veya araçları kullandırmaktan ibaret olan kişi için cezanın yarı oranında indirilmesini öngörür. Ancak bu, otomatik bir cezasızlık hali değildir; kişinin haksız menfaat amacıyla hareket etmesi ve katkısının sınırlı olması gerekir. Yine de şartların oluşması hâlinde bu hükümden yararlanmak için savunma dilekçesinde açıkça talepte bulunulmalıdır.
5. Soruşturma Sürecinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Soruşturma aşamasında avukatsız ifade vermek, panikle çelişkili beyanlarda bulunmak veya süreci hafife almak en sık yapılan hatalardandır. Her cümlenin dosyaya işleneceği ve aleyhte kullanılabileceği unutulmamalıdır. İfade vermeden önce mutlaka bilişim hukuku ve kripto varlık ceza hukuku alanında deneyimli bir avukattan destek alınmalıdır. Avukat, dosyayı inceleyerek savunma stratejisini belirler, dilekçeleri hazırlar ve mahkemede satıcıyı temsil eder.
Delillerin korunması da en az toplanması kadar önemlidir. Satıcının aşağıdaki belgeleri eksiksiz saklaması kritik önem taşır:
P2P işlem ekran görüntüleri ve emir numarası
Banka havale/EFT kayıtları ve gönderen bilgisi
Platform içi mesajlaşma kayıtları
Kullanıcı hesap geçmişi
Kripto TxID’leri ve ağ bilgileri
Bu tür dosyalar teknik savunma gerektirdiğinden, sürecin başından itibaren uzman hukuki destek alınması önerilir. Uygulamada verilen yetersiz ifadeler sebebiyle iddianameler düzenlendiği ve hapis cezaları verildiğine sıkça rastlanmaktadır. Soruşturma sonucunda yeterli şüphe yoksa takipsizlik kararı verilebilir. Bu karar, hakkınızda kamu davası açılmayacağı anlamına gelir. P2P işlemlerinde satıcının platform kayıtlarını eksiksiz sunması ve kastının bulunmadığını göstermesi hâlinde takipsizlik kararı verilme olasılığı yüksektir. Aksi hâlde savcılık iddianame düzenler ve mahkeme süreci başlar. Mahkeme aşamasında sanık sayısı ve suçun niteliğine göre süreç ortalama bir ila iki yıl sürebilir. Tüm bu süreç sonunda sanığın cezalandırılmasına karar verilebileceği gibi, suçun sabit olmaması sebebiyle beraatine de karar verilebilir.


